Savunma Mekanizmaları Psikanalitik Üzerine

thumbnail

Savunma Mekanizmaları

Savunma MekanizmalarıÜnlü Psikanalist Sigmund Freud, bireyin gelişiminde en önemli evrenin 0-6 yaş arasında olduğunu söyler. Bu dönemde yaşanılan olumsuzluklar kişinin yaşamında tehdit arz eder. Freud’a göre insan yapısı üç aşamadan meydana gelir. Bunlar id, ego ve süper egodurİd, kişinin saldırgan tarafını oluşturur. Ona göre çocukluk çağında tuvalet eğitiminin zorla verilmesi, çocuğun dayak yemesi, uzun süre anne sütünden yararlanması vb. sebepler ilerleyen yaşlarda istenmeyen davranışları da beraberinde getirir. İd, her bireyde var olan ancak bastırılan “saldırganlık ve cinsellik” güdülerinin varlığıdır.

 Süper Ego 

Süper ego ise bireyin toplumsal kurallara, örf ve adetlere aşırı derecede bağlanarak, sadece diğer insanlar için yaşamasıdır. Aşırı derecede kurallar bağlılık gösteren bu kişilik evresi, “bağımlı yaşamayı” ve var olandan başka hiçbir olasılığı düşünmemeyi beraberinde getirir.

Ancak bireyde bir de kontrol mekanizması vardır. İd ve süper egoyu dengeleyen, bireyin mantıklı ve kontrollü düşündüğü ve davrandığı evreye de “ego” denilmektedir. Her insanın psikolojisinde id ve süper egodan izler olsa da, davranışta aşırılığa kaçılmamasını sağlayan bireydeki kontrollü güç, yani egodur.

Freud, “hipnoz” yöntemiyle insanların bilinçaltına attığı olayları çözmeye çalışmış, bilinçaltının nasıl oluştuğunu, hangi yaşantıların bireyin zihninde daha çok yer aldığını saptamak için uğraşmıştır. Onun bu yöntemine psikolojide “psikanaliz” denilir. Freud’a göre, her insanın yaşantısında farkında olduğu ya da olmadığı, benliğini sarsan yaşantılar vardır.

Unutmaya çalışılsa da zaman zaman hareketlerinde veya düşüncelerinde baş gösteren, davranış bozukluklarına sebebiyet veren davranışlardır bunlar. İşte bu çatışmalardan, engellenmelerden kurtulmak için birey bilinç dışı hareketler sergiler. Bunlara da psikolojide “savunma mekanizmaları” denmektedir. Birey kendisine savunma mekanizması geliştirerek yaşadığı kaygıyı azaltmaya çalışır. Bilinçaltındaki olumsuzluklardan kurtulma yolu olarak da görülen bu mekanizmaları sık sık davranışa dökmek, kişilik sorunlarının yaşanmasına sebep olur.

Peki savunma mekanizmaları nelerdir?

İnkar Etme: Birey, başından geçen bir olayı kabullenmekte zorlanır ve onu hiç yaşanmamış gibi davranır. Örneğin hasta bir insanın hastalığını inkar edip tedavi görmeye yanaşmaması, yakınını kaybeden birinin bu durumu kabullenmemesi gibi durumlar başlangıçta bireyin her şeyi yolunda gördüğü ancak zamanla olumsuz etkileriyle karşılaştığı bir savunma mekanizmasıdır. Tamamen bilinçaltına atılan gerçeklerle yüzleşen bireyin hayatı olumsuz yönde etkilenir.

Çarpıtma ( Yön Değiştirme) : Bazen insanlar kendi eksikliklerini, kusurlarını görmekte zorlanırlar. Aslında kendilerinde var olan olumsuz davranışları başkalarında varmış gibi aktarırlar. Örneğin dağınık ve temiz olmayan biri toplulukta komşusunun ne kadar pasaklı olduğunu söyleyebilir, tembel bir öğrenci “Aslında ben çok zekiyim ama ders çalışmayı sevmiyorum. Ali çalışıyor da ne oluyor sanki?” diyerek yaptığı eylemi doğru, çalışan arkadaşının tavrını yanlış olarak gösterebilir. Bu davranış şeklini sürekli gerçekleştiren kişiler hem toplumdan dışlanır hem de kendi kusurlarını kabullenmeden yaşadıkları için mutsuz olurlar.

Mantığa Bürüme (Bahane Bulma) :  Sigara kullanan insanlara, bırakması gerektiği söylenince genelde aynı yanıt alınır: “Atın ölümü arpadan olsun. Dünyaya çivi çakmadık ya, öyle de öleceğiz böyle de…” Yaptıkları yanlış harekete mantıklı bir bahane bulma çabası içindedirler. Böylece toplum içinde de hareketlerinin yargılanmaması ve yadırganmamasını hedeflerler.

Yüceltme: Freud’un da tespit ettiği gibi bireyde var olan ve  İd olarak adlandırılan saldırganlık, cinsellik, zarar verme gibi dürtülerin, sosyal bir aktiviteye dönüştürülerek, normalde dışlanan, hor görülen tavırların kabul görür hale gelmesidir. Örneğin insanları döven, kavgacı kişilikler toplumda sevilmez ve dışlanırlar ancak boksör, karateci gibi spora dönüştürüldüğünde, sosyal ve sportif faaliyetlere hizmet etmiş olunur.

Bastırma: İstenmeyen duygu, anı veya dürtülerin bilinçli olarak unutulmaya zorlanması ve bilinçaltına atılması durumudur. Bu duyguları unutmak için birey fazla enerji sarf eder ve sonuç olarak günlük hayatta unutulmuş gibi görülse de, hiç beklemediği bir anda, kişinin rüyalarında bu yaşantılar ortaya çıkabilir. Uyku bozuklukları, kişinin duygu kontrolünü kaybetmesi ve aşırı sinirliliğe sebep olabilecek bastırma mekanizması, bireyin gerçeklerden sürekli kaçmasına sebep olur.

Bunların dışında, bireyin eksik yönlerini kapatmak için bir başkasını model alma ya da kendisini toplumda üstün görülen başka birisiyle özdeşleştirme gibi savunma mekanizmaları da vardır. Bütün bu mekanizmaları her birey zaman zaman kullansa da davranışa dönüştürmek ve sık sık tekrarlamak kişilik bozukluklarını da beraberinde getirmektedir.

Freud’un anne ve babasıyla olan ilişki dikkatle incelenmiştir. Babasının önceki evliliğinden birkaç çocuğu olmasına rağmen, Freud annesinin ilk çocuğu ve göz bebeğiydi. Freud doğduğunda annesi 21 yaşındaydı. Buna karşın, Freud’un babasıyla olan ilişkisi oldukça mesafeli, hatta bazen düşmancaydı. Freud babasının ölümünden yıllar sonra, onunla olan ilişkisine dair duyduğu suçluluk duygularıyla başa çıkmaya çalıştığını aktarmıştır.

Sigmund Freud psikoanalitik kuramın kurucusudur. Kendisi Avusturya’da tıp eğitimi görmüş, özellikle nöroloji alanında uzmanlık çalışması yapmıştır. Psikoanalitik yaklaşım her bireyin kendi geçmişini inceleyen”vaka çalışmaları” yöntemini kullanır. Freud’un getirmiş olduğu kavramlar geniş biçimde tartışılmış ve zamanla psikoloji biliminin değişik alanlarını etkilemiştir.

Freud’a göre insanoğlunun doğuştan getirdiği iki temel kuvvetli eğilim vardır:cinsellik ve saldırganlık.

Bu iki temel eğilim insanoğlunun bir toplum içinde uyumlu yaşamasını zorlaştırdığından, cinsellik ve saldırganlık davranışları, ana-baba, öğretmen gibi çocuğun sosyalleşmesinde önemli rol oynayan kişilerce çocukluktan itibaren sürekli baskı altında tutulur ve cezalandırılır. ”kardeşine vurma”, ”Yapma! Ayıp!”, ”çek elini orandan terbiyesiz! “, ”Oranı buranı gösterme yabancılara, utanmaz!” gibi ifadeler toplumun cezalandırıcı tutumunu temsil eder.

Freud ‘a göre toplum tarafından hoş karşılanmayan cinsellik ve saldırganlık duyguları bilinçaltına itilirler,çünkü bu tür düşünce ve istekleri sürekli bilinçte tutmak bireyde rahatsızlık yaratır.

Bilinçaltı

Bilinçaltına itilmiş arzuların farkında olmayız, ancak onlar bizim davranışlarımızı etkilemeye devam ederler. Psikoanalitik yaklaşım dil sürçmesi, unutmalar, hatalar ve buna benzer davranışları bilinçaltındaki isteklerin ifadesi olarak kabul eder.

Psikoanalitik kuramlar, özel kişiliği-davranışı yönlendiren bilinçdışı güdüleri inceler Psikoanalitik kuram kişiliğin nasıl geliştiği ile de ilgilenir.

Freud’un, 50 yıl boyunca duygu heyecan bozukluğu olan kişilerin tedavisi sırasında biçim verdiği kuramlar, 24 cildi bulmaktadır. Freud, insan aklını bir aysberge benzetmiştir. Suyun üzerinde yer alan ufak kısım bilinçli yaşantıyı; su altındaki çok daha büyük kısımsa bilinç dışını düşüncelerimizi ve davranışlarımızı etkileyen etkiler, tutkular ve erişilmez anılar deposu temsil eder.

Freud’a göre kişilik üç ana sistemden oluşur: İd-ego-süperego her sistemin kendi işlevleri vardır, ancak üçü etkileşimde bulunarak davranışı yönetirler.

İd: İd, yeni doğan çocukta olan kişiliğin en ilkel kısmıdır; daha sonra ego ve süperego idden gelişir. İd, temel biyolojik itkilerden (dürtülerden) oluşur: yeme, içme, artıkları atma acıdan kaçma ve cinsel haz elde etme ihtiyaçları. Freud, saldırganlığın da temel bir biyolojik dürtü olduğunu söylüyor.

Ego: Küçük çocuk gerçekliğin taleplerini dikkate almayı öğrendikçe, kişiliğin yeni kısmı olan ego gelişir. Ego gerçeklik ilkesine itaat eder. Uygun çevresel koşullar bulanana dek itkilerin tatmini geciktirilmelidir.

Örneğin, ego gerçek dünyayı göz önünde bulundurarak koşullar uygun olana dek cinsel itkilerin tatminini geciktirir. Ego, idin talepleri, dünya gerçekliği ve süper egonun talepleri arasında aracılık yapar .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back To Top